İçeriğe geç

Seçmeli kıyas nedir ?

Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçimde Biriken Sessizlik

Kayseri’de kış her zaman biraz sert gelir bana. Rüzgâr, apartmanların arasından geçerken sanki bir şeyleri kırıp döker gibi ses çıkarır. O sesin içinde yürümeyi uzun zamandır öğrenmiş gibiyim. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı akşamlar eve dönerken cebimde bir defter taşırım. Yazmasam bile taşırım. Sanki yazmadığım her şey, cebimde ağırlık yapıyormuş gibi.

O gün de öyleydi. Üniversiteden bir arkadaşımın düğününden dönüyordum. İnsanların güldüğü, fotoğrafların sürekli çekildiği ama benim içimde garip bir boşluğun büyüdüğü bir gündü. Dışarıdan bakınca her şey normaldi. Ama içimde sürekli aynı düşünce dönüp duruyordu: “Neden ben böyle hissediyorum?”

Seçmeli Kıyas Nedir?

O gece eve geldiğimde defterimi açtım ama yazmadan önce uzun süre düşündüm. Aklımda bir kelime vardı, gün içinde bir hocamın sohbet arasında söylediği: seçmeli kıyas.

Seçmeli kıyas nedir diye kendime sorduğumda, aslında farkında olmadan yaptığım bir şeyi tarif ettiğini anladım. İnsanların hayatlarını, başarılarını, ilişkilerini ya da mutluluklarını sadece belirli parçaları seçerek karşılaştırması… Yani gerçeğin tamamına bakmadan, sadece “parlayan” kısımları alıp kendi hayatının üzerine koymak.

Bu bana çok tanıdık geldi. Çünkü ben de bunu yapıyordum. Hatta belki de uzun zamandır.

Sosyal medyada gördüğüm mutlu yüzler, arkadaşlarımın başarıları, eski ilişkilerin “daha iyi” görünen anıları… Hepsini seçip kendi hayatımla kıyaslıyordum. Ama kendi hayatımın tamamını değil. Sadece eksik hissettiğim kısımlarını görüyordum.

Ve bu, içimde sürekli bir hayal kırıklığı yaratıyordu.

Sosyal Medyanın Sessiz Yarışı

Telefonu elime aldığımda fark etmeden yapıyorum bunu. Bir arkadaşım yurtdışında bir fotoğraf paylaşıyor. Gülüyor, özgür görünüyor, arkasında başka bir hayat var gibi. Ben o an Kayseri’de küçük odamda otururken, içimden bir ses “sen neden orada değilsin?” diyor.

İşte bu, seçmeli kıyasın en keskin hali.

Oysa bilmiyorum; belki o arkadaşım o fotoğrafı paylaşmadan beş dakika önce ağladı. Belki yalnız hissediyor. Ama ben sadece seçtiğim kareyi görüyorum. Ve kendi hayatımı onun o tek karesiyle karşılaştırıyorum.

O an içimde ince bir kırılma oluyor. Sanki hayatım sürekli geride kalıyormuş gibi.

Defterime şunu yazdığımı hatırlıyorum:

“Ben başkalarının vitriniyle, kendi arka odamı kıyaslıyorum.”

O cümleyi yazarken içim acımıştı. Çünkü doğruydu.

Arkadaşlıklar ve Sessiz Karşılaştırmalar

Bir arkadaş grubum var. Liseden beri süren bir bağ. Ama büyüdükçe aramızda görünmez çizgiler oluştu.

Birimiz işe girdi, birimiz başka şehre taşındı, biri evlilik planı yapıyor. Ben ise aynı şehirde, aynı sokaklarda yürümeye devam ediyorum. Bu kötü bir şey değil aslında. Ama insan bazen bunu bir eksiklik gibi hissediyor.

Geçen hafta bir kafede otururken arkadaşım yeni işinden bahsetti. Gözleri parlıyordu. Onu dinlerken sevindim, gerçekten. Ama içimde başka bir ses vardı: “Sen neden ilerleyemiyorsun?”

O an yine seçmeli kıyas devreye girdi. Onun hayatının sadece yükselen tarafını gördüm. Stresini, uykusuz gecelerini, belirsizliklerini değil. Sadece başarıyı.

Ve kendimi onun “başarı anıyla” kıyasladım.

Kafeden çıktığımda hava kararmıştı. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vururken içimde garip bir boşluk vardı. Sevinmem gerekirken neden eksik hissediyordum?

Aile İçinde Kıyasın Sessiz Yüzü

Evde de durum çok farklı değil. Aile sohbetlerinde hep dolaylı kıyaslar vardır. “Falancanın çocuğu şöyle yapmış”, “filancanın işi çok iyiymiş” gibi cümleler havada dolaşır.

Kimse kötü niyetli değildir aslında. Ama bu cümleler zihnimin içinde büyür.

Bir akşam yemek masasında annem, komşumuzun oğlunun yurtdışına gittiğini söyledi. Ben de o an istemsizce kendimi onunla kıyasladım. Ama yine seçerek…

Onun sadece “başarılı anını” aldım. Kendi yorgunluklarımı, çabalarımı, içimde taşıdığım mücadeleyi ise görmezden geldim.

O gece odama çekildiğimde uzun süre tavana baktım. Kendime kızmadım. Sadece yorgundum.

Çünkü bu kıyaslar insanı sessizce tüketiyor.

Seçmeli Kıyasın İç Yüzü

Seçmeli kıyas nedir sorusunun cevabı aslında çok basit gibi görünüyor: Gerçeğin tamamını değil, işine gelen parçalarını karşılaştırmak.

Ama yaşarken hiç de basit değil.

Çünkü insan zihni genelde en parlak görüntülere odaklanıyor. En güzel anlara, en net başarı hikâyelerine, en düzgün görünen hayatlara…

Ama kimse perde arkasını göstermiyor.

Ben bunu fark ettiğimde kendimle uzun bir hesaplaşma yaşadım. Defterime yazdıklarım bazen çok sertti:

“Sen kendi hayatına haksızlık ediyorsun.”

Bunu yazmak bile ağır geldi.

Çünkü gerçekten de öyleydi. Ben kendi hikâyemin tamamını görmezden gelip, başkalarının seçilmiş anlarıyla kendimi yaralıyordum.

Bir Yürüyüşte Gelen Farkındalık

Bir akşam Erciyes’in rüzgârı şehre inerken yürüyüşe çıktım. Kulaklarımda müzik yoktu. Sadece ayakkabılarımın kaldırıma vurma sesi vardı.

O yürüyüşte bir şey değişti.

Kafamda sürekli kıyas yaptığım yüzler, hayatlar yavaş yavaş silikleşti. Çünkü ilk kez şunu düşündüm: “Ben kendi hayatımı neden kesitlere bölüp değerlendiriyorum?”

Hayat bir bütün değil miydi?

Benim günlerim de sadece başarıdan ya da başarısızlıktan oluşmuyordu. Arada sırada güldüğüm anlar, sessizce dayandığım günler, kimsenin görmediği küçük zaferler vardı.

Ve ilk kez onları fark ettim.

O an içimde küçük bir umut oluştu. Büyük değil. Gökyüzünü değiştirecek kadar değil. Ama yürümeye devam ettirecek kadar.

Kendimle Barışmaya Başladığım Anlar

O günden sonra defterime yazdığım şeyler değişti.

Artık sadece eksiklerimi değil, var olanı da yazmaya başladım. Basit şeyler:

“Bugün zorlandım ama devam ettim.”

“Bugün hiçbir şey başarmadım ama ayakta kaldım.”

“Bugün kıyaslamayı biraz daha az yaptım.”

Bunlar küçük cümlelerdi ama içimde büyük bir yer açıyordu.

Seçmeli kıyasın beni nasıl tükettiğini fark ettikçe, kendi hayatımı daha bütün görmeye başladım.

İçimde Kalan Sessizlik ve Yeni Bir Bakış

İlgili Makale: Sevginin çeşitleri nelerdir ?

Hâlâ bazen eski alışkanlık geri geliyor. Sosyal medyada bir fotoğraf görüyorum, bir başarı hikâyesi duyuyorum ve içimde küçük bir sızı oluşuyor.

Ama artık hemen ardından başka bir ses geliyor:

“Sen sadece seçilmiş bir parçaya bakıyorsun.”

Bu cümle beni durduruyor.

Kendi hayatımı tamamen mükemmel görmüyorum. Hâlâ eksikler var, hâlâ belirsizlikler var. Ama artık bu eksiklikleri bir yenilgi gibi değil, bir süreç gibi görmeye çalışıyorum.

Kayseri’nin soğuk akşamlarında yürürken artık içimde sadece kıyas yok. Onun yanında kendi hikâyemin sessiz ama gerçek adımları da var.

Ve belki de ilk kez, kendi hayatımı başkalarının seçtiği karelerle değil, kendi bütünlüğümle görmeye başlıyorum.

Umarız “Seçmeli kıyas nedir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Sisnetinsaat ekibinden sevgilerle!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/