İçeriğe geç

Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı ?

Hz. Adem’den Önce Yeryüzünde İnsan Var Mıydı? İzmir’den Bir Genç Perspektifi

İzmir’in sıcağında, bir yandan simit yerken diğer yandan kafamı kurcalayan bir soru var: “Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı?” Hani arkadaş ortamında bir yandan kahkahalar eşliğinde laflarken, bir yandan içten içe her şeyi fazla düşünen ben, işte tam burada devreye giriyorum. Konu, öyle bir nokta ki insan hem gülmek istiyor hem de aklını sıyırmak üzere. Hadi, bir bardak çay eşliğinde derin ama bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğa çıkalım.

1. Sabah Kahvesi ve Büyük Soru

Sabah uyandım, kahvemi yaparken kendime sordum: “Ya şu Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı, yok muydu?” Kahve makinesi tıslıyor, ben ise kahvemi dökmemek için kendimi zor tutuyorum. İzmir’in sıcak sabahında böyle düşünceler kafaya takılır mı? Tabii ki takılır, çünkü insan beyni bazen kahve kadar uyarıcıya ihtiyaç duyar.

Düşünürken aklıma geldi, mutfakta kendi kendime diyaloğa girdim:

— “Sence vardı mı?”

— “Hadi canım, yoktu tabii.”

— “Ama ya varsa?”

— “Sen zaten uyandın, demek ki önce sen vardın!”

Ve işte bu noktada fark ettim: Sorunun kendisi bile gülünç, çünkü kimse kesin bir şey bilmiyor. Ama düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

2. Tarih Öncesi İnsan mı, Yoksa Düş Gücü Mü?

Biraz araştırma yaparken fark ettim ki, tarih öncesi insan türleri vardı. Neandertaller, Homo erectus falan… Ama bunlar Hz. Adem’in kim olduğu hikayesinden çok önce, farklı bir zaman çizelgesinde yaşıyor. Yani bir bakıma, Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı sorusuna “evet ama tür olarak farklıydı” diyebiliriz.

Kafamda canlandırıyorum: Neandertaller İzmir Kordon’da geziyor, kahve yerine taşları birbirine sürtüp sohbet ediyorlar:

— “Bugün hangi mağarada kalacağız?”

— “Ya bu sıcak havada taş yerine serin mağara daha iyi sanki.”

İşte tam burada devreye benim hayal gücüm giriyor. Hem ciddi bir soru hem de komik bir sahne. İzmir’de sahilde yürüyen insanları izlerken aklıma gelir bu sahne: Yüzlerce yıl önce insanlar taşla yemek mi yapıyordu, biz simitle mutlu olurken?

3. Arkadaş Ortamında Tartışma

Arkadaşlarla oturuyoruz, konu geldi Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı sorusuna. Mehmet başladı:

— “Tabii ki yoktu, Adem’den önce insan olur mu?”

— “Ama ya dinozorları saymazsak?” dedim.

— “Dinozor insan mı? Onlar devasa lagün canavarları, sen koca bir salak mısın?”

İşte tam burada gülüşmeler başlıyor. Ama içten içe ben hâlâ düşünüyorum: İnsan olmanın tanımı ne? Tür olarak mı, yoksa bilinç olarak mı? Arkadaşlarım kahkaha atarken ben kafamda küçük bir felsefi araştırma yürütüyorum. Ama tabii bunu kimseye söyleyemem, “düşünceli ve hafif tuhaf” damgası yememek lazım.

4. Kendi Kendine İçsel Diyalog

Akşam eve dönerken kendime dedim ki:

— “Belki de mesele, gerçekten var olup olmadığı değil, düşünme şeklimiz.”

— “Yani?”

— “Yani biz sorguladıkça insanız, tür fark etmez.”

Yani Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı sorusu aslında insanın kendini sorgulamasıyla bağlantılı. Kafamızda canlandırdığımız her sahne, arkadaş ortamında yaptığımız espriler, hatta kendi kendimize kurduğumuz kısa diyaloglar… Hepsi insan olmanın bir parçası.

5. Günlük Hayattan Bağlantılar

Mesela markete gittim, kasada önümdeki amca sebze alıyor, arkada bir çocuk ağlıyor. Akşam İzmir sokaklarında gezerken düşündüm: İnsan olmak sadece türle ilgili değil, davranışla da ilgili. Belki Hz. Adem’den önce farklı türden insanlar vardı, ama biz şu an burada gülüyorsak, markette sırada bekliyorsak, bu anlar insan olmanın göstergesi.

İzmir’in caddelerinde yürürken aklıma geliyor: Kahve içerken bir yandan kendime sorular soruyorum, tramvayda beklerken bir yandan kısa hikayeler kuruyorum. Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı sorusu, aslında gündelik hayatın komik ve düşündürücü detaylarında gizli.

6. Sonuç: İnsan Olmak ve Zamanın Oyunu

Öyleyse Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı? Cevap kesin olmasa da, düşündüğümüzde ve hayal gücümüzü kullandığımızda var diyebiliriz. İnsan olmak, sadece tür olarak değil, davranış olarak da ölçülür. Kendi kendine iç seslerle sohbet etmek, arkadaş ortamında espri yapmak, hatta markette sıra beklerken sabırsızlanmak… Hepsi insan olmanın bir göstergesi.

Ve İzmir’in sıcak akşamında bir bardak çay eşliğinde fark ediyorum ki, belki de en önemli mesele sorunun cevabı değil, onu nasıl düşündüğümüz ve yaşamımıza kattığı gülümsemeler. Çünkü her ne kadar kafamı kurcalasam da, arkadaşlarla kahkaha atarken, kendi kendime iç sesle dalga geçerken, işte tam o anda insan olduğumuzu hatırlıyoruz.

Bonus: İçsel Kahkaha

Son olarak, bir arkadaşım bana “Sen hep böyle mi düşüncelisin?” dedi. İçimden gülümsedim:

— “Evet, ama bir yandan da gülüyorum, yani denge var.”

Ve işte bu denge, Hz. Adem’den önce yeryüzünde insan var mıydı sorusunun mizahi ve içten yanıtı: Belki tür olarak yoktu, ama hayal gücünde, günlük hayatta, kısa diyaloglarda ve kendimizle dalga geçerken hep vardı.

İşte böyle, İzmir’in sıcağında, kahvemle ve düşüncelerimle, hem güldüğüm hem düşündüğüm bir macera bu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/