Dünyanın En Tembel Hayvanı Kaç Saat Uyur? Kendi Tembel Hayatımla Karşılaştırmalar
İzmir’de, sıcak bir yaz akşamı, yine arkadaşlarım bir araya gelmişti. Şehirdeki o klasik kıskanılacak “yaz akşamı huzuru” vardı; fakat o an içimden bir soru geçti: Dünyanın en tembel hayvanı kaç saat uyur? Bu soru kafamda dönerken, herkesin kendi hayatındaki tembellik derecesini düşündüm ve aklıma gelen birkaç komik anı ile bu soruyu harmanladım. Bir bakıma, bir hayvanın tembelliği ile, benim – ya da hepimizin – tembelliği arasında bir bağ kurmaya başladım. Ama tabii, bunu mizahi bir şekilde yapmam gerektiğinin farkındaydım. Hadi gelin, birlikte bu soruyu derinlemesine (ama eğlenceli bir şekilde) inceleyelim.
En Tembel Hayvan Kim?
Öncelikle, “Dünyanın en tembel hayvanı kim?” sorusuna başlamak gerekiyor. Sonuçta, bu kadar derin bir konuyu ele alacaksak, kim ya da ne hakkında konuştuğumuzu bilmemiz gerek. Peki, gerçekten dünyanın en tembel hayvanı kim?
Tembellik konusunda ödül alan hayvan, kuşkusuz tembel hayvan kendisi! Evet, bu isimle tanınan hayvan, günde sadece 4 saat hareket eder, geri kalan 20 saatini uyuyarak geçirir. Her ne kadar yerinde durabilmesi, “neden?” diye sorgulatacak kadar ilginç olsa da, aslında bu hayvan, doğanın tembellik anlamında gelmiş geçmiş en büyük şampiyonu.
Bu bilgiyi bir arkadaşımın WhatsApp durumuna yazdım:
“Dünyanın en tembel hayvanı: Tembel hayvan, günde 20 saat uyur! Dünyanın en tembel insanı: Günde 8 saat uyur, 12 saat tembellik yapar.”
Cevap hızlı geldi:
“Seninle aynı seviyede olduğumu sanmıyorum, senin tembelliğin şampiyonluk seviyesinde!”
Tembellik Mi, Dinlenmek Mi? Bir Sorun!
Tembellik meselesine gelecek olursak, içimdeki derin düşünür, yani “analitik ben,” hemen devreye giriyor: Tembellik nedir, dinlenmek nedir? Aslında, birinin tembellik olarak gördüğü şey, başka birine tamamen dinlenmek olabilir. Ben de bazen, tembellik yapmaya karar verip, yatakta telefonla saatlerce video izlerken, içimdeki düşünür şunları soruyor:
İçimdeki düşünür:
– Bu saatlerce telefonda takılmak gerçekten tembellik mi?
– Yoksa yaratıcı düşünme süreci için bir fırsat mı?
– Belki de beynim, uyumadan önce yeni fikirler bulmak için enerji topluyordur.
– Tabii bu düşünceleri kimseyle paylaşamam, çünkü bir şekilde tembellik yaparken “çok düşünmek” biraz paradoksal oluyor, değil mi?
Her ne kadar beynimde böyle bir felsefi derinlik arayışı olsa da, sonunda telefonu kapatıp uyumak en mantıklı karar oluyor. Yani, evet, tembellik bir noktada insanın “verimli” dinlenmesiyle birleşebilir. Ama bazen sadece “uyuyalım, bir şey düşünmeyelim” dediğinizde, iç sesim hemen devreye giriyor: “Sen bir tembel misin? Bunu yapmamalısın.”
En Tembel Hayvanla Kendi Tembelliğimi Karşılaştırmak
Bir yandan, tembel hayvanın hayatını duyunca, sanki ona bir parça imrenmiyor değilim. 4 saat hareket ediyor, 20 saat uyuyor. Ah, keşke ben de böyle olabilsem… Hatta bir gün bir arkadaşım şöyle demişti:
– “Sen tembellikte şampiyonluk kovalıyorsun ama başarıyı bulamıyorsun!”
Ve evet, ben de zaman zaman, günümü tembellik yapmak için harcıyor ve “keşke tüm günümü uyuyarak geçirebilsem” diye düşünüyordum. Ama sonra birden, içimdeki mühendis yine devreye giriyor ve şöyle diyor:
İçimdeki mühendis:
– “Evet, tembellik cazip ama verimsiz. Enerji verimli bir şekilde kullanılmalı. Sen neden gününü 20 saat uyuyarak geçiriyorsun? Kimse tembel hayvan gibi yaşamak istemez!”
Şu anda yazıyı yazarken bile, içimdeki mühendis ve insan arasındaki bu çekişme devam ediyor. Bir bakıma, tembellik yaparak zaman geçirme, bana bir yandan huzur verirken, diğer yandan biraz suçluluk duygusu uyandırıyor. Bunu en iyi şu diyalog anlatıyor:
Ben:
– “Bugün sadece 5 saat çalıştım, akşam keyif yapabilirim değil mi?”
İçimdeki insan:
– “Tabii ya, çalışmanın da keyfi olur!”
İçimdeki mühendis:
– “Yeterince verimli değildin! Biraz daha uğraşmalısın.”
Ben:
– “Ama ben… ben… insanım.”
İçimdeki insan:
– “Evet, işte! Sen bir insan olmalısın, tembellik yapma!”
İçimdeki mühendis:
– “Tembellik! Asla!”
Temel Tembellik Hedefleri: Ne Kadar Uyku?
Bir tembelin, “dünyanın en tembel hayvanı” unvanını alabilmesi için günün 20 saatini uyuyarak geçirmesi gerektiğini düşününce, bu gerçekten de biraz ağır. Ne kadar uykuyu kaldırabiliriz? Hadi gelin, gerçekçi bir değerlendirme yapalım:
1. Sabah 7’de kalktım: Kahvaltıyı hazırlamak, bir çay demlemek için kollarımı sıvıyorum, ama biraz daha uyuma isteğiyle yatağa geri dönüyorum.
2. 10:00’a kadar tembellik: Telefonumla takılmak, sosyal medya hesaplarını hızlıca kontrol etmek.
3. Saat 13:00: 20 dakikalık bir kestirme, üstüne çay içmeye başlamak.
4. Saat 16:00: “Biraz daha uyusam, belki hayatta her şeyi düzeltirim” diyerek gözlerim kapanıyor.
Gerçekten, 1 deneye kaç ne? sorusundaki “uyku oranı”nı günümüzün tembelliğiyle kıyaslayınca, 20 saat uyuyan tembel hayvanlar biraz “şanslı” gibi görünüyor. Ama tabii, her şeyin bir denge olduğunu düşünüyorum: Biraz tembellik, biraz verimlilik, sonra biraz daha tembellik… Bu döngü, belki de hayatın tam anlamıyla “ideal” hali.
Sonuç: Hayat Biraz Tembellik, Biraz Hareket
Dünyanın en tembel hayvanı gerçekten de günde 20 saat uyuyor ama bizim gibi insanlar için bu rakam pek de ulaşılabilir değil. Hadi, biraz tembellik yapalım, ama çok da abartmayalım, çünkü içinde biraz hareket, biraz da iş var. Tembellik yaparken, bir yandan bu döngüyü sorguluyoruz: “Sadece uyumak mı? Yoksa her şeyin yerli yerinde olması için de biraz çaba harcamak mı?”
Ben, tembellik yaparak günümü geçirdiğimde iç sesimle bu soruları hep soruyorum. Ama sonunda şunu kabul ediyorum: Herkesin tembellik hakkı var. Biraz fazla düşünen biri olarak, belki de bazen sadece tembellik yaparak dünyayı unutmak da gerekiyor!