İçeriğe geç

Kazakça aşkım nasıl denir ?

Değerli Sisnetinsaat okurları, bu makalemizde “Kazakça aşkım nasıl denir” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.

Sisnetinsaat olarak “Kazakça aşkım nasıl denir” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!

Kazakça “Aşkım” Nasıl Denir? Bir Kelimenin Peşinde Kayseri’den Uzaklara Uzanan Bir Hikâye

Günlük sayfalarına sığmayan bir arayış

Kayseri’de yaşıyorum. Yirmi beş yaşındayım ve çoğu zaman kelimelere fazla anlam yüklediğimi düşünüyorum. Günlük tutmak benim için sadece bir alışkanlık değil, nefes almak gibi bir şey. İçimde ne varsa kağıda dökmeden duramıyorum. Özellikle duygular söz konusu olduğunda… En küçük bir kelime bile zihnimde büyüyüp kocaman bir hikâyeye dönüşüyor.

O gün de böyleydi. Elimde kahvemi almış, eski defterimin sayfalarını karıştırıyordum. Sayfaların arasında bir yere sıkıştırılmış küçük bir not düştü gözüme: “Kazakça aşkım nasıl denir?”

Bu soruyu ben yazmıştım. Ama neden yazdığımı o an tam hatırlamıyordum. Sanki bir gecede, uykunun yarısında kaleme alınmış gibiydi. O kelime, o basit cümle, içimde tuhaf bir boşluk açtı.

“Aşkım”…

Bir kelime bu kadar ağır olabilir mi?

Bir kelimenin peşine düşmek

O gün dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarpıyordu ama içimdeki merakı bastıramıyordum. Kazakça “aşkım nasıl denir?” diye düşünmek bile garip bir heyecan yaratıyordu bende. Sanki bir dil öğrenmiyordum da birinin kalbine giden yolu arıyordum.

Bir kafeye girdim. Defterimi açtım. Telefonumdan araştırmaya başladım. Ekranda birkaç kelime belirdi:

“сүйіктім”

“жаным”

İlk kelimeye baktım uzun uzun. “Süyiktim” diye okunuyordu. İçimden tekrar ettim. Sanki yabancı bir kelime değil de çok eski bir duygunun karşılığıydı.

“Сүйіктім…”

Dilime oturmadı önce. Ama kalbime oturdu. Garipti. Bir kelimeyi anlamadan bile hissedebilir miydi insan?

O an fark ettim ki, ben sadece bir çeviri aramıyordum. Ben bir duygunun başka bir dilde nasıl yaşandığını merak ediyordum.

Geçmişin içinden gelen bir ses

Gözlerim camdan dışarı kaydı. Kar yavaş yavaş düşüyordu. İnsanlar hızlı adımlarla yürüyordu. Kimsenin bir kelimenin ağırlığını düşündüğü yoktu muhtemelen.

Ama benim içimde bir şey kırılıyordu.

Çünkü “aşkım” kelimesi benim için basit bir hitap değildi. Birine “aşkım” demek, bütün savunmalarını bırakmak demekti. Birine kalbini açmak, “ben buradayım ve kırılabilirim” demekti.

Defterimi açtım ve yazdım:

“Bugün Kazakça ‘aşkım nasıl denir?’ diye arattım. Bulduğum kelime ‘сүйіктім’. Ama asıl bulduğum şey bu değil. Asıl bulduğum şey, bir kelimenin bile insanı geçmişine götürebileceği.”

Kalem elimde titriyordu.

Çünkü aslında ben o kelimeyi birine söylemek istemiştim. Ama söyleyememiştim.

Kaybedilen bir cümlenin ağırlığı

Bir zamanlar birine “aşkım” diyememiştim. Belki de diyebilmiştim ama o kadar geç kalmıştım ki anlamı kalmamıştı.

Şimdi “сүйіктім” kelimesine bakarken onu hatırlıyordum. Aynı his. Aynı yarım kalmışlık.

İçimde bir sızı yükseldi. Hayal kırıklığıyla umut arasında sıkışıp kalmış gibiydim. Çünkü bir yandan yeni bir şey öğreniyordum, diğer yandan eski bir şeyi kaybediyordum.

Kelimeler bazen iyileştirmez. Bazen sadece hatırlatır.

Bir yabancı dilde kendimi bulmak

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kazakların neyi meşhur ?

Bir süre Kazakça kelimeleri araştırmaya devam ettim. “жаным” kelimesi çıktı sonra karşıma. “Canım” gibi bir şeydi. Ama yine de tam karşılığı değildi. Hiçbir kelime tam olarak aynı değildi aslında.

Ama işin garip tarafı şuydu: Her yeni kelime beni biraz daha içine çekiyordu.

Sanki Kazakça öğrenmiyordum. Sanki duygularımın başka bir coğrafyada nasıl yaşandığını keşfediyordum.

Defterime şunu yazdım:

“Belki de aşk, tek bir dilde yaşanmıyor.”

O an içimde küçük bir umut oluştu. Belki de hissettiğim şey sadece bir kişiye bağlı değildi. Belki de daha büyük bir şeydi. Daha evrensel.

Ama yine de içimdeki boşluk tamamen dolmadı.

Bir akşam yürüyüşü ve iç konuşmalar

Akşam olduğunda Kayseri’nin sokaklarında yürüdüm. Ellerim cebimdeydi. Soğuk hava düşüncelerimi daha da keskinleştiriyordu.

Kendi kendime “Kazakça aşkım nasıl denir?” diye fısıldadım.

“Сүйіктім…”

Kelime havada asılı kaldı sanki.

O an bir şey fark ettim: Bu kelimeyi söylerken bile içimde bir sıcaklık oluşuyordu. Sanki hiç söylemediğim bir duyguyu ilk kez dile getiriyordum.

Ama ardından başka bir his geldi: boşluk.

Çünkü kelime güzeldi ama ben o kelimeyi söyleyecek birini hâlâ bulamamıştım.

Hayal kırıklığı böyle bir şeydi belki de. Bir kelimeye fazla anlam yüklemek ve onun seni taşımasını beklemek.

İçimdeki çatışma

Bir yanım umut doluydu. Yeni bir dil, yeni bir his, yeni bir ihtimal…

Diğer yanım ise sessizdi. Çünkü geçmişten kalan kırıklık hâlâ oradaydı.

Defterime son bir cümle daha yazdım:

“Bazen bir kelimeyi öğrenmek, bir insanı unutmaktan daha zor.”

Kazakça bir kelimenin bende bıraktığı iz

Günler geçti ama “сүйіктім” kelimesi aklımdan çıkmadı. Bazen yürürken, bazen otobüste, bazen gece uyumadan önce içimden tekrar ediyordum.

Sanki bir şarkı gibi.

Ama bu bir şarkı değildi. Bu bir hatırlamaydı.

Ve ben her hatırlayışta biraz daha değişiyordum.

Kazakça “aşkım nasıl denir?” sorusu artık sadece bir çeviri sorusu değildi benim için. Bir başlangıç olmuştu. Kendime sormaya başladığım soruların başlangıcı.

Sonunda anladığım şey

Bir gün yine defterimi açtım. Sayfaların arasına uzun uzun baktım.

Ve şunu yazdım:

“Aşkım kelimesinin Kazakçası ‘сүйіктім’. Ama asıl mesele kelime değil. Asıl mesele, insanın o kelimeyi neden aradığı.”

O an içimde garip bir huzur vardı.

Ne tamamen mutlu ne tamamen kırık…

Sadece gerçek.

Çünkü bazı kelimeler insanı bir yere götürmez. Bazı kelimeler insanı kendine getirir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/