İçeriğe geç

Kızılay’a kan vermek sevap mı ?

Sisnetinsaat’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Kızılay’a kan vermek sevap mı” konusunu sizin için araştırdık.

Kızılay’a Kan Vermek Sevap mı? Kayseri’de Bir Günüm

Sabahın erken saatleri ve içimdeki boşluk

Kayseri’de sabahlar her zaman biraz sert başlar. Hava ne kadar soğuksa, insanın iç sesi de o kadar netleşir sanki. O sabah uyandığımda saat henüz 08:10’du. Perdelerin arasından sızan gri ışık odamın duvarlarına vuruyordu. Yatağın kenarında bir süre oturup tavana baktım. İçimde açıklayamadığım bir ağırlık vardı. Ne tam mutsuzluk, ne de tam huzursuzluk… sadece bir boşluk.

Günlüğümü açtım. Yazmaya başladım ama kelimeler yine yetersiz kaldı. Son günlerde hep aynı şey oluyordu: İnsanlara yardım etme isteğiyle başlayıp hiçbir şey yapmadan biten günler. Bu döngü beni yoruyordu. Kendime bile dürüst olamadığım bir dönemden geçiyordum.

O sabah içimden bir cümle geçti: “Bugün bir şey yapmalıyım.”

Ne yapacağımı bilmiyordum ama bu cümle beni yatağın dışına çıkardı.

Bir mesaj, bir çağrı: Kızılay’ın kan bağışı otobüsü

Telefonu elime aldığımda arkadaş grubunda bir mesaj gördüm. Üniversiteden kalma bir alışkanlıkla hâlâ aynı grupta yazışıyorduk. Mesajı atan kişi, mahalleye yakın bir noktada Kızılay’ın kan bağışı aracı olduğunu söylüyordu. “Uygunsanız gelin, bir hayat kurtarabilirsiniz” yazıyordu.

O cümle garip bir şekilde içime dokundu. Bir hayat kurtarmak… Bu kadar basit olabilir miydi gerçekten? Hemen ardından aklıma annem geldi. Küçükken hasta olduğumda hastanede bekleyen yüzü, endişeli bakışları… Bir gün bir başkasının annesi için bir şey yapabilme fikri içimde büyüdü.

Ama aynı anda başka bir soru da kafamı kurcaladı: Kızılay’a kan vermek sevap mı?

Bunu sadece dini bir merak gibi düşünmüyordum. Daha derin bir şeydi. İyilik yapmak, karşılık beklemeden birine umut olmak… Belki de sevap kelimesi, içimdeki bu ihtiyacı açıklamak için yetmiyordu bile.

Montumu giydim. Evden çıkarken içimde tuhaf bir heyecan vardı. Sanki ilk kez gerçekten önemli bir şey yapacakmışım gibi.

Bağış noktasına doğru yürürken

Otobüs durağına yürürken Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarpıyordu. İnsanlar kendi hayatlarının içine gömülmüş gibiydi. Kimse kimseye bakmıyordu. O an düşündüm: Herkesin içinde görünmeyen bir hikâye var ama biz sadece dış yüzlerini görüyoruz.

Kızılay’ın kan bağış aracı parkın yanına kurulmuştu. Kırmızı-beyaz renkleri uzaktan bile dikkat çekiyordu. Yaklaştıkça içimdeki heyecan biraz yerini tedirginliğe bıraktı. İlk defa kan verecektim.

Aracın yanında bekleyen görevli gülümseyerek karşıladı. O gülümseme biraz olsun içimi rahatlattı.

“İlk defa mı?” diye sordu.

Başımı salladım.

O an içimde bir şey kırıldı sanki. İlk defa bir şey yapmanın ağırlığı… Hem güzel hem korkutucu.

İçeri adım atmak: İnsanların sessiz hikâyeleri

Aracın içine girdiğimde küçük bir dünya ile karşılaştım. Bir yanda oturan insanlar, diğer yanda kan verenler… Sessizlik vardı ama bu sessizlik huzurlu değildi; daha çok düşünceli bir sessizlikti.

Yanımda oturan orta yaşlı bir adam vardı. Sessizce tavana bakıyordu. Gözlerinde yorgunluk vardı ama aynı zamanda bir alışkanlık. Belli ki daha önce de defalarca gelmişti.

Bir kadın, elindeki formu dikkatle dolduruyordu. Kalemi tutuşundan bile acele etmediği belli oluyordu. Sanki hayatındaki her karar gibi bunu da düşünerek veriyordu.

O an fark ettim: Buraya gelen herkesin farklı bir nedeni vardı. Ama ortak bir şey vardı—birine iyi gelme isteği.

O an: iğne, korku ve garip bir huzur

Sıra bana geldiğinde kalbim biraz daha hızlı atmaya başladı. Koltuğa oturdum. Hemşire nazikçe kolumu hazırlarken bana ne hissettiğimi sordu.

“Biraz gerginim,” dedim.

Gülümsedi. “Normal.”

İğne yaklaştığında gözlerimi başka tarafa çevirdim. O an iğnenin acısından çok zihnimdeki düşünceler ağır basıyordu. “Bunu neden yapıyorum?” diye sordum kendime. Ama cevap basit değildi.

Bir anlık sızı hissettim. Sonra her şey duruldu.

Kanımın bir tüpe aktığını görmek garipti. Sanki bedenimden bir şey çıkarken içimde başka bir şey doluyordu. Anlatması zor bir histi. Korku gitmişti, yerini sessiz bir huzur almıştı.

O an tekrar düşündüm: Kızılay’a kan vermek sevap mı?

Belki de bu soru yanlış bir yerden bakıyordu. Belki de mesele sevap kazanmak değildi. Belki mesele, bir başkasının hayatına dokunabilmekti.

Bekleme anı: düşüncelerimle baş başa

Kan verdikten sonra kısa bir süre dinlenmem istendi. Elimde meyve suyu ve bisküviyle otururken etrafı izledim. İnsanların yüzlerinde farklı ifadeler vardı: bazıları rahatlamış, bazıları düşünceli, bazıları ise sadece görevini tamamlamış gibiydi.

Ben ise ortadaydım. Ne tamamen rahatlamış ne de tamamen aynı kalmış.

Günlüğümde yazdığım cümleler aklıma geldi. İçimde uzun zamandır süren boşluk hissi biraz azalmış gibiydi. Ama bunun nedeni kan vermek miydi, yoksa ilk kez bir şey yapmış olmak mıydı, bilmiyordum.

Bir telefon geldi o sırada. Annem arıyordu. Açtım.

Sesini duyunca içimdeki bütün sertlik yumuşadı. Ona burada olduğumu söyledim. “İyi yapmışsın,” dedi sadece. O kadar basit bir cümleydi ki… Ama içimde büyük bir yer açtı.

Kızılay’a kan vermek sevap mı? İçimdeki sorgu

Eve dönerken bu soru zihnimde daha da büyüdü. Kızılay’a kan vermek sevap mı?

Ama artık bu soruya farklı bakıyordum. Sanki cevap “evet” ya da “hayır” değilmiş gibi. Daha çok bir his gibiydi. Bir insanın başka bir insana görünmez bir köprü kurması gibi.

Sevap kelimesi belki dini bir anlam taşıyordu ama ben o gün başka bir şey hissettim. İnsan olmanın en sade haliydi belki de bu. Bir karşılık beklemeden, sadece birine iyi gelme ihtimali…

Ve bu düşünce bile içimi değiştirdi.

Çıkışta hissettiklerim

Sizin İçin Seçtik: Kılcal damarları hangi bitki iyi gelir ?

Kızılay aracından çıktığımda hava biraz daha soğumuştu ama ben üşümüyordum. Garip bir hafiflik vardı içimde. Sanki uzun zamandır taşıdığım bir yükü bırakmış gibiydim.

Yürürken insanların yüzlerine tekrar baktım. Bu kez farklı görünüyorlardı. Daha canlı, daha gerçek… Belki de değişen onlar değildi, bendim.

Günlüğüme o gece tek bir cümle yazdım: “Bugün bir damla kan verdim ama içimde daha fazlası değişti.”

O cümleyi yazarken gözlerim doldu. Ne olduğunu tam olarak anlamıyordum ama bir şey kesindi: Bazen küçük bir adım, insanın iç dünyasında büyük bir kapı açabiliyordu.

“Kızılay’a kan vermek sevap mı” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Sisnetinsaat ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/